egedesonses.com
Reklam

Aliağa’daki peşkeş olayına Durmaz’dan sert tepki

Aliağa’daki peşkeş olayına Durmaz’dan sert tepki
07 Ağustos 2017 - 15:25 'de eklendi ve 376 kez görüntülendi.

CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, MHP’li Aliağa Belediyesi tarafından köy tüzel kişiliğine ait malların satılığa çıkarmasına sert tepki gösterdi ve bir basın açıklaması yıaptı. Açıklamaya CHP İzmir İl Başkanı Asuman Ali Güven de katıldı. Durmaz köy tüzel kişiliğine ait malların peşkeş çekildiğini söyleyerek şu açıklamayı yaptı:

 

 

BASIN AÇIKLAMASI 
Çaltılıdere Köyü tüzel kişiliğinin malı iken, Bütünşehir yasası ile Nisan 2014 de Aliağa Belediyesine geçen 461 parsel numaralı arazideki 597 bin m2’lik Belediye hissesinin, aynı parselde 13 bin m2’lik hisse sahibi olan Murat Gülibrahimoğlu adlı kişiye, kimsenin haberi olmadan, adrese teslim ve ihalesiz olarak, bedavaya yakın bir rakama, satış görüntüsü altında devredilmesine yönelik olarakBelediye Encümeninden karar çıktı. Bu kararın çıkmasından bir gün önce konudan haberdar olup, yanlışlığı konusunda yaptığımız uyarılar ise işe yaramadı.
Haberdar olduktan sonra geriye dönük olarak yaptığımız araştırmaya göre;
13 bin metrekarelik küçük hissenin sahibi olan Murat Gülibrahimoğlu bu hisseyi 25 Temmuz 2017 tarihinde Tansel Kemerli adlı kişiden satın almış. Aynı gün parselin geri kalan 597 bin metrekarelik devasa bölümünü Aliağa Belediyesinden satın almak için talepte bulunmuş, Belediye Başkanlığı da bu talebi ivedilikle kabul etmiş ve konuyu prosedür gereği Encümenden Takdir Komisyonuna göndermiş. 03.08.2017 tarihli encümen toplantısına Takdir Komisyonu raporu gelmiş ve arazinin 25,47- TL/m2 bedelle Murat Gülibrahimoğlu adlı kişiye satışı onaylanmış. 
Oysa belediye mülkleri ancak Belediye Meclisinin satış kararı vermesi ve bunun üzerine usulüne uygun ihale yöntemiyle yapılır. Encümen kararıyla yapılan bu devir işlemi hukuken sakat bir işlemdir. Meclisin yetkisi gasp edilmiş, yasanın arkasından dolanılarak hileli işlem yapılmıştır. Vatandaşla hisseli olunan hallerde kamu arazileri, hisse sahibi vatandaşa ihalesiz olarak satılabilmektedir. Mecburi bir işlem değildir ama yapılabilmesine uygun yasal zemin vardır. Ancak bu işlem, ilgili parselde kamunun küçük hisse, vatandaşın ise büyük hisse sahibi olduğu durumlarda uygulanan bir satış yöntemidir. Yani kural, “büyük hisse küçük hisseyi rayiç değer üzerinden alır” şeklinde çalışmaktadır. Bu olayda doğru olan, 597 bin m2’lik hisse sahibi olan belediyenin 13 bin m2’lik şahıs hissesini rayiç bedel üzerinden satın almasıdır. Ama tam tersi yapılmıştır. 
Yapılan devir işlemi ile kamu, yani Aliağa Belediyesi, yani Aliağa halkı devasa bir zarara uğratılmıştır. Söz konusu 461 parselin imar çalışması son aşamadadır. 1/1000 ölçekli imar planları Büyükşehir Belediye Meclisinde onaylanmak üzeredir. Yani arazi ham toprak değil, arsa vasfındadır. 25,47-TL/m2 arsa fiyatı Aliağa için kahkahalarla gülünecek komikliktedir. Hızla büyüyen Aliağa da zaten iyice azalmış olan arsaların fiyatları her gün katlanarak artmaktadır. Toki’nin 4 gün önce yaptığı arsa satışı ihalesinde Aliağa parsellerinin fiyatları 1000 TL/m2 civarlarında satılmıştır. Devri yapılan arazinin hemen ilerisinde bulunan Hacıömerli köyünde arsa fiyatları 800 TL/m2 civarındadır. Son zamanlarda yapımına başlanan İzmir – Aliağa çevre yolu için, kuş uçmaz kervan geçmez dağ başlarındaki taşlık arazilere bile en düşük 30 TL/m2 civarında kamulaştırma bedeli önerilmektedir. Kaldı ki devri yapılan bu arazi 600 bin metrekare tek parça, karayolu kenarında, denize sıfır, yerleşim yerlerinin dibinde, imarlı, piyasa deyimiyle “kupon” bir arazidir. Aliağa da bir benzeri daha yoktur. Yani sınırsız bedel ödemeye hazır birisi olsa, yarın çıkıp aynı kriterlerde bir arazi satın almak istese de bulamayacaktır. Aliağa Yalı Mahallesinin denizle arasından yol geçmesine rağmen arsa fiyatları 1500 TL/m2 civarındadır.
Devredilen arazinin imarı günü birlik konaklama tesisleri ve konut yapmaya uygundur. Ticari kullanımının olması arazinin değerini daha da artırmaktadır. Bu araziye büyüklüğü ve konumu nedeniyle getirisi çok yüksek yatırımlar yapılabileceği için fiyatı ve nihai getirisi de, imarlı başka herhangi bir parsel ile kıyaslanamaz. Dolayısıyla nihai olarak yaratacağı değerin önü açıktır ve kullanım amacına göre milyarlarca liralık nihai rant sağlamaya uygundur. Sadece parsellenip satılması yoluyla bile yeni sahiplerine yüzlerce milyon lira kazandırabilecek durumdadır.
Bu durumdaki bir kamu arazisinin eğer mutlaka satılacaksa ihale yoluyla ve serbest rekabetle satılması, elde edilecek en yüksek gelirin kamu adına elde edilmesi gerekmektedir. Adrese teslim satış, art niyetli ve şaibelidir. Açık, şeffaf ve kamu yararı arayan bir belediye yönetimi ihalesiz mal satmaz ve almaz. Ancak mevcut belediye yönetimi, herkesçe bilindiği gibi yaptırdığı işlerde de ihaleye çıkmamakta, sponsorluk adını verdiği, belediye bütçesi ve muhasebesi dışında tuttuğu ve sadece hesabını kendi bildiği şaibeli, karanlık, kayıt dışı bir sistemle iş yapmaktadır. Şimdi aynı işleyişi belediye mülkünü satarkende uygulamaya koymuştur.
Kocaman bir kamu arazisinin satışı işlemleri, bir hafta gibi, herhangi sıradan evrağın bile imzadan çıkamayacağı kadar hızlı, kolay ve genel uygulamaya aykırı halledildiğine göre bu işin danışıklı olduğu, hazırlığı yapılmış organize bir çalışma olduğu çok açıktır. Yani organize işler bunlar diyebiliriz. Araziyi alan Murat Gülibrahimoğlu kimdir? Biz tanımıyoruz, soruşturdum Aliağa da tanıyanda bulamadım. Elbette Belediye Başkanı ve dar çevresinin iyi tanıdığına kuşku yok, yani bunlar bir ekip. Buradan da anlaşılıyor ki tüm Aliağa’nın ortak malı olan Belediyeye ait bu devasa ve emsalsiz arazi aslında satılmamış, satış görüntüsü altında belediyenin dar ekibine devir edilmiştir. 3 Ağustos 2017 tarihinde Belediye encümeninin iki siyasi üyesinin hayır oylarına karşı, Belediye Başkanı Serkan Acar ve sözüyle hareket eden kendi bürokratları olan diğer encümen üyeleri Belediye avukatı Meryem Yıldırım ile Belediye Mali İşler Müdürü İbrahim Bozalan’ın oylarıyla, ikiye karşı üç oyla ile karar alınmıştır. Anlaşılmaktadır ki Belediye Başkanı bu işlemde hem satıcı hem de alıcı konumundadır.
Yapılan bu işlem gerek siyasi gerekse insani açıdan ahlak dışıdır. Aliağa’nın ve Aliağa halkının çıkarlarını korumakla görevlendirilen Belediye Başkanı, şehir emanet edilen şehri emin, emanete ihanet etmiştir. Belediyenin kasasındaki parayı kitabına uydurarak cebine atmakla, belediyenin tapusunu kitabına uydurarak devretmek arasında hiçbir fark yoktur.
Encümen kararı 4 gün önce yani Perşembe günü alınmıştır. Umarız ki henüz tapuya gidilip tapu devri yapılmamıştır. Belediye yönetimi bu yüz kızartıcı işlemden bir an önce geri dönmeli, tapu devrini yapmamalıdır. İşlemin tamamlanması Aliağa halkının hakkının gasp edilmesinin yanında, Aliağa ile dalga geçme anlamına da gelecektir. Bu durum adaletsizlik duygusunu besler, infiale yol açar.
Başta Aliağa’nın temsilcisi siyasi partiler, odalar, sendikalar, dernekler ve STK’lar olmak üzere kaymakamlık ve devlet kurumları bir araya gelmeli, Aliağa halkının, kamunun hakkına ve malına sahip çıkmalıdır. Aliağa kimsenin babasının çiftliği değildir, Aliağa halkınındır. Belediye başkanı kendisine verilmiş temsil yetkisinin sınırlı ve süreli olduğunu, sultanlık yetkisi olmadığını aklından çıkarmamalıdır. 
Belediye yönetimi 2014 seçimlerinden sonra, hızlı iş yapabilmek bahanesiyle, belediye mülklerinin satışı yetkisinin Belediye encümenine verilmesini istemişti. Belediye Meclisi bu talebi reddetmişti. İyi ki kabul edilmemiş, zira bu yetki verilseymiş, muhtemelen Belediyenin elinde şimdi mülk kalmayacakmış. Sonrasında Belediye yönetimi kıymetli belediye mülklerini satmak için zaman zaman belediye meclisine getirdi. Belediye meclisi de bu satış taleplerini kabul etmedi. Satış talebi ile meclise getirilen mülklere bakıldığında hepsinin halen devri yapılan arazide olduğu gibi Bütünşehir yasası ile köylerden Belediyeye geçen mülkler olduğu görülmektedir. Köylerden geçen büyük ve kıymetli araziler, rant odaklı ve dar ekip kayırmacı belediye yönetiminin iştahını kabartmaktadır. Son örnekte olduğu gibi kaçamak yoldan olsa bile, mümkün olduğu anda arazileri uçurmaktadırlar.
Bugün Çaltılıderenin kadim mülkünün belediye ekibine devrinin diğer sorumlusu da, Bütünşehir yasasını 2013 yılında çıkaran AKP iktidarıdır. Başından beri söylediğimizi gibi Bütünşehir yasası yanlıştır. Köylerin tüzel kişiliklerinin sona erdirilmesi ve mallarının belediyelere ve başka kurumlara devir edilmesi hak gaspıdır, Anayasaya ve vicdana aykırıdır. Köylerin ortak malı olan mülkler, köylülerin kıt imkanları ve çok uzun bir ortak çalışmayla köy tüzel kişiliklerine kazandırılmış, tüm köyün hakkı olan değerlerdir. Kuşkusuz tüm köylerin mülkleri kıymetlidir ama kendi köyüm saydığım Çaltılıdere’nin mülkleri hikayesini bildiğim için gözümde daha da kıymetlidir. Zira binlerce dönüm büyüklüğündeki bu araziler, 50 – 60 yıl önce her hanenin birer öküzünü satarak yarattıkları kaynakla, köy hayvanlarının otlayabileceği mera olarak kullanılması amacıyla köy tüzel kişiliği adına satın alınmıştır. Sonrasında ise tarlalar uzunca bir süre, komşuların birbirlerine ödünç öküz vermesiyle işlenebilmiştir. Burun direğini sızlatan hikayelerle yaratılan bu değerlerin, tüyü bitmemiş yetimin hakkının, örneğimizde olduğu gibi kıymet bilmezce, belediye başkanının elindeki yetkiyle kitabına uydurularak satış kisvesiyle devir edilmesini hangi vicdan kabul eder. Sabah akşam beytül mal lafını ağzından düşürmeyen belediye başkanı ve dar ekibi, Çaltılıdere yetimlerinin hakkına nasıl göz diktiklerini Aliağa halkına açıklamalıdır. 


Belediye başkanı ve dar ekibinin, başka alanlardaki ranta ve menfaat temin etmeye dönük eylemlerine bu toplantıda daha fazla girmeden, sadece Köylerden Belediyelere geçen mülkler üzerinden rant hesapları ve teminlerine de bir iki örnekle değineceğim.
Yine aynı şekilde Çaltılıdereden Aliağa Belediyesine geçen 970 parsel numaralı ve 1 milyon 579 bin m2lik arazinin, imar sahası içinde kalan 446 bin metrekarelik en güzel yeri daha 1,5 ay kadar önce, diğer hisse sahiplerine belediye yönetimi tarafından tapuda devir edilmiştir. Hisseli olunan arazide hiçbir kıymeti olmayan yeşil alana ayrılmış yeri belediyeye alıp, imarlı ve kıymetli yeri küçük hisse sahibine neyin karşılığında bıraktıklarını da kamuoyuna açıklamalıdırlar. Belediye 446 bin metrekarlik imarlı alandaki Aliağa halkının hakkından vazgeçerek, en az bugün konuştuğumuz kadar büyük, belki de daha büyük bir kamu zararına bu yol açmıştır. Kamu ve Aliağa halkı kaybetmiş ama dar ekip hiç kuşku yok ki kazanmıştır.
Aynı dar ekip, 2 yıl önce Güzelhisar köyünden belediyeye intikal eden 633 parsel numaralı198 bin m2’lik köy civarındaki mesire alanına izinsiz kaçak dolgu malzemesi döktürmüştü. Konuyu soruşturan resmi yetkililere de dolgudan haberleri olmadığını söylemişlerdi. Sonra sahanın üzerini belediye parası ile betonladılar. Beton sahayı, ihale yapmadan istedikleri kişiye verebilmek için önce belediye şirketine sembolik bir bedelle kiraladılar. Belediye şirketindende yine sembolik bir bedelle burayı dar ekibe verdiler. Güzelhisarın eski mesire alanı, şimdi dev bir makine ekipman depolama alanı olarak, çok yüksek getirilerle makine montaj şirketlerince kullanılıyor. Dar ekip dolgudan kazandı, şimdide kiradan kazanıyor. Ama kamu ve Aliağa halkı her zamanki gibi kaybetti.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Aliağanın kurtulması için Dar Ekibin bu mütecaviz rantiyeci eylemlerinin bir an önce son bulması gerekmektedir. Buradan sesleniyorum. Eyyy Dar Ekip, çekin ellerinizi Aliağa halkının ve köylerin mülklerinden.
Köy mallarının kurtarılabilmesi için bir an önce köy tüzel kişilikleri geri verilmeli ve malları da iade edilmelidir. CHP’li belediyeler, Genel Başkanımızın talimatı doğrultusunda bu anlayışla, köylerin tabelalarını depoda, tapularını kasada korumakta, köylerden gelen mülkleri de köylerin kurduğu kooperatiflere kullanmak üzere tahsis etmektedirler.
Söz konusu arazinin haksız ve kamu çıkarına aykırı olan satış kisveli devri mutlaka durdurulmalıdır. Arazi belediye eliyle yapılacak projelerle, başta Çaltılıdere sakinleri olmak üzere Aliağa halkı için kullanılmalıdır. Artan konut fiyatları nedeniyle ev sahibi olması imkansız hale gelen dar gelirli hemşerilerimize ve Çaltılıdere halkına, belediye öncülüğünde kooperatifçilik yoluyla ucuz konutlar sağlanmalıdır. Günü birlik tesis alanları ise sanayi nedeniyle sağlıklı eğlenme, dinlenme alanları daralan Aliağa halkının kullanabileceği şekilde planlanıp düzenlenmelidir.
Haksızca devredilen 597 bin metrekarelik arazi başta olmak üzere, Cumhuriyet Halk partisi olarak;:Aliağa’nın hakkını ve çıkarlarını korumak için Aliağa halkı ile birlikte, gerek hukukta gerekse sokakta her türlü mücadeleyi vereceğimizi kamuoyuna bir kez daha bildirmek isterim.

Sevgi ve saygılarımla…

Özcan Durmaz
CHP Aliağa İlçe Başkan

 

Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER