egedesonses.com
Reklam

Facebook çıktı herkes haberci oldu

Facebook çıktı herkes haberci oldu
25 Ağustos 2017 - 16:46 'de eklendi ve 2657 kez görüntülendi.
Reklam

 

 

Yukarıda adı geçen sosyal paylaşım sitesinde adresi olmayan yok dimi?.

Alexa.com adlı reyting ölçüm sitesine göre bu face denen site dünyada üçüncü sırada.  Yani en çok girilen üçüncü site şu anda.

Bundan bana ne. Beni ilgilendiren kısmı nasıl kullanıldığı.

Her abonesini haberci yaptı çok şükür. Denetim menetim de hak getire.

*

Adres açabilmek için telefon numaraları şifreler v.s. istiyor ama önüne gelenin her yaptığı saçma sapan paylaşımı kontrol mekanizması yok maalesef.

Gırgır yeri olarak görüp ona göre paylaşım ya da yorum yapanları anlıyorum. Zaman zaman güldüğüm şeyler de oluyor.

Benim asıl dehşete kapıldığım şey; bu kadar çok insanın meğer yıllardır habercilik için yanıp tutuşuyor oluşunu öğrenmiş olmak.

Ne kadar da meraklıymış bu insanlar haberci olmaya haber yapmaya.

İçlerindeki gazeteciliği nasıl da bastırmışlar facebook icat olunana kadar.

Meğer face denen şey çıkmadan önce herbirinin içinde bir yayıncı-gazeteci yatarmış.

Birçoğu yıllarca gazetecileri kıskanarak okurlarmış da, radyo gazete habercilerini kıskanarak dinlerlermiş de meğer yeni yeni anlıyoruz.

Flaş flaş deyip son gelişmeyi veren mi ararsın, aslı astarı olmayan olayın başlığı için bir de grafik yapıp manşet olarak yayınlayan mı ararsın neler neler.

Benim hiç mi hiç anlamadığım şey ise ekmeğini yani geçimini habercilikten temin etmeyenlerin her gelişmeyi ilk önce duyurma gayretleri…. Neden peki?

Bunu anlayamadım anlamıyorum. Hadi ben bu işi meslek olarak yapıyorum. İşim bu. Yaparsam, yapmayı başarabilirsem para kazanıyorum. Web sitem daha çok tıklanıyor daha çok reklam alıyorum, basılı gazetem daha çok aranır hale geliyor ve reklam alıyor v.s.

Peki geçimini habercilikten temin etmeyenlerin habercilere haber atlatma gayretinin anlamı ne? Altında yatan ne?

Kıskançlık değilse başka anlamı varsa lütfen açıklasınlar. (Gene sayfalarından değil ama. Gelsinler yayında konuşalım. Bu dört duvar cesareti de apayrı bir konu. Neyse o psikologların işi)

Bir insanın bu işten hiçbir çıkarı yoksa (sakın memleket hizmeti falan demesinler fena yaparım. Yapmışlığım da vardır çok şükür) işini gücünü bırakıp, asıl kafa yorması gereken ve para kazandıracak asli işini bırakıp niye haberciliğe soyunur?

Bilmem nerede gerçekleşen kazayı görür görmez aklına fotoğraf çekip yayınlamak gelen kişi bu iş için kaç para kazanıyordur. Menfaati de geçtim ilk o yayınlasa ne olur yayınlamasa ne olur. Haberciliği profesyonel olarak yapmıyorsa halkı bilgilendirse ne olur bilgilendirmese ne olur? Facebook denen şeye her girdiğimde şifremi her yazışımın ve anasayfaya girişimin ardından bu soruları kendi kendime soruyorum ve bir cevap bulamıyorum.

Neden haberci olmak istiyorsunuz siz? Nedir bu kompleks.? Sosyal paylaşım siteleri icat olunmadan evvel yıllarca yaşadığınız bastırılmış duyguların bir tezahürü mü bu?

Kardeşim Haberci olan benim ben. Sana ne oluyor?  Diyecek ki şimdi “sen haberciliği iyi yapamıyorsun diye ben yapmaya kalkıyorum” e sevgili salakcım: ben yaptığımdan para kazanıyorum yapamadığımdan kazanamıyorum. Sen ise hiçbirinden kazanamıyorsun.

 

Flaş demezler mi bir de.  Flaş mı? Flaş ha? Ne demek bu flaş. Olağanüstü bir durum. Ani gelişen bir olay.  Taze gelişme. Jargonu da nasıl hemen kapmışlar.

Ben 90’lı yılların başından beri radyoda ses mikserinin potunu kaldırıp ağızımı mikrofona yaklaştırıp FLAŞ dediğimde sesim Aliağa’dan Savaştepe’ye kadar olan bölgede duyulduğunda bilgisayardan modeme giden o kabloyu birçoğu hayatında henüz görmemişti.

“Flaş” diyorlar şimdi iyi mi.. Koçum benim…

İşim gereği maalesef bu saçmalıkları görmek takip etmek zorundayım.

Güzel kardeşim madem haber yapmak istiyorsun azıcık (azıcık dediğime bakma epeyce) kitap oku. Aşk romanı değil ama siyasi kitaplar oku. Hem bilgin artsın hem türkçen düzelsin.

Bilgin artmazsa ne olur biliyo musun? Senin gibi bilgisiz birisinin, halkın sorunlarını dile getiriyorum diye paylaşım olarak yazdığı imla kuralı cinayetinin altına yorum olarak “Tedaş’ın sorumluluğundaki sokak lambalarının tamiratını belediyeden bekler bir de belediye başkanına küfredersin.”

Sen bu kültür ve birikimle ne yaparsın biliyo musun? Belediyenin yapacağı işi devletten, devletin başka kurumlarının yapacağı işi de belediyeden beklersin. Olmadı diye de işin yapımından sorumlu olmayanı sorumlu tutarsın, altına da 78 tane sivri akıllı yorum yapar… Gel de gırtlaklama.

Azıcık araştırın yahu. Azıcık okuyun. Bakın edin. İnternet var elinizde. Faceden ibaret değil bu internet.

Ne paylaşımlar var. 4 Tane Türkçe öğretmeni gelse bırak Türkçe öğretmenini Nejat Alp’in şarkılarını çözer gibi FBI gelse zor çözer. Bir anlamadığım şey daha. (benim de ne çok anlamadığım şey varmış sorun bende demek) Bu Tayland aksanıyla Türkçe paylaşımda bulunanların altına yorum yapanlara bir bakın. Konunun başlangıç yerinden itibaren son paylaşımda bulunan kişinin yorumuna kadar hepsini okursanız duvarları yumruklamaktan boksör olursunuz. Tam da şöyle izah etmek lazım. Paylaşıma ilk yorum yapanın yorumunu  “Çanakkale boğazı” dedi şeklinde ele alırsak, son yorum yapanın ne dediğini de sanırım yazmaya gerek yok.

Peki bu face denen şey ortadan yok olduğunda bu arkadaşlar ne yapacaklar?

Mesela cumhurbaşkanımız bir gün çok erken kalktı ve tepesi attı dedi ki “facebook’u kapatın” . Tamam tamam konuyu siyasileştirmiyorum. Face denen site ülkemizde hukuku çiğnedi ve devlet büyüklerimiz kapanmasına karar verdi. Bu haberci olmayıp da bizimle s.d.k yarıştırmaya kalkan bunu görev edinen paylaşımcılar o dakikadan itibaren ne iş yapacak acaba? Nerde kalıcak o an gazetecilik?

İşte biz o süreçte yine gazeteciyiz. Basılı gazetemizle web sitemizle yine gazeteciyiz. Radyomuza çıkardığımız canlı yayın konuğuna soracağımız sorularla yine yayıncıyız. Ama senin habercilik facenin varlığına bağlı.

Bu adamlar bize ya çok kızmış ya da çok kıskanmış zamanında.

Beni de bırak sabahları bakkalından gazete aldıktan sonra evine ya da işyerine gidip çayını yudumlayıp gazetenin sayfalarını açarken herhalde içinden “ulan gün gelecek facebook diye bir şey çıkacak ben de haberci olacağım ve ananızı ağlatacağım. Elimde cep telefonu ne görürsem çekeceğim yayınlayacağım. Merdivenaltındaki hamamböceklerini, tüm trafik kazalarını face icat olunca artık ben yayınlayacağım. O günler yakındır” diye yemin mi ettiler acaba ? J

Sevgili abilerim ablalarım; değerli sosyal medya kullanıcıları… Siz üstünüze vazife olmayan işleri bırakıp üstünüze vazife olanları yapsanız nasıl olur? Ben 20 senedir bu işi yapıyorum. Hiç senin işini yapmaya kalktım mı?

Hadi yapmaya kalktınız bari bu işin fotoğraf çekip yayınlamaktan ibaret olmadığını anlayıverin gari. Fotonun üzerine metin lazım metin.. Bak buraya.. Giriş, gelişme ve sonuç bölümü lazım…

Bunu yapamıyorsan yapma kardeşim bu işi. Sineğini ürkütme bari. Komik duruma düşüyor çoğu..

O neslin Türkçe öğretmenleri de kimlerse onlar da çıksınlar ortaya.. Hem de hemen..

Hocam sen bunlara nasıl öğrettin bu Türkçeyi.

Adam “katıldık” demiyor “katılım sağladık” diyor yaa.

Ah hocam ah dersi kaynatanların oyununa gelirsen böyle konuşmasını bilmeyen yazmasını desen uzaydan beş dakika önce gelmişler gibi yazan, okuduğunu hatta dinlediğini bile anlamayan nesil yetişir işte..

 

 

Etiketler :
Reklam
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Reklam
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER